16 Nisan 2026 - Perşembe

Sınıflara sızan “Barut”Kokusu

Dün Şanlıurfa Siverek’te, bugün ise Kahramanmaraş’ta tanıklık ettiğimiz dehşet, artık "münferit bir olay" ya da "ergenlik bunalımı" denilerek geçiştirilebilecek sınırı çoktan aşmıştır

Yazar - BURHAN PARILDAR
Okuma Süresi: 3 dk.
61 okunma
BURHAN PARILDAR

BURHAN PARILDAR

gztburhan@gmail.com -
Google News
Sınıflara sızan “Barut”Kokusu Dün Şanlıurfa Siverek’te, bugün ise Kahramanmaraş’ta tanıklık ettiğimiz dehşet, artık "münferit bir olay" ya da "ergenlik bunalımı" denilerek geçiştirilebilecek sınırı çoktan aşmıştır. Şanlıurfa’da pompalı tüfekle okul basan 19 yaşındaki gencin ardından, bugün Maraş’ta 8. sınıf öğrencisi bir çocuğun, babasına ait beş silah ve yedi şarjörle iki sınıfa girip katliam yapması, Türkiye eğitim sisteminin kalbine saplanmış bir hançerdir. Daha çocuk yaştaki bu saldırganların okul kapısından cephanelikle girmeye nasıl cüret edebildikleri sorusunun yanıtı, toplumsal şiddet sarmalı ve bireysel silahlanmadaki kontrolsüzlükte gizlidir. Bir çocuğun evdeki silahlara bu kadar kolay erişebilmesi ve o silahlarla elini kolunu sallayarak sınıfa kadar girebilmesi, hem aile içi denetimin hem de okul kapısındaki kontrolün iflas ettiğinin kanıtıdır. Şiddetin dijital mecralarda kutsanması ve "güç" gösterisi olarak sunulması, bu çocukların zihninde okulu bir eğitim yuvası değil, bir hesaplaşma alanına dönüştürmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026 bütçesinde yatırım payının gerilemesi ve okullara ayrılan kısıtlı ödenekler, bu trajedilerin en somut hazırlayıcısıdır. Bugün pek çok okulda:Toplum Yararına Programlar kapsamındaki personelin süreli çalıştırılması ve kadrolu güvenlik istihdamının yapılmaması, okul kapılarını savunmasız bırakmaktadır. Okul yönetimlerinin temizlik malzemesinden güvenliğe kadar her kalem için velinin eline bakması, devletin "güvenli eğitim" yükümlülüğünü sivilin omuzlarına yıkmasıdır. Okul girişlerinde x-ray cihazı veya etkili bir kimlik kontrol mekanizmasının olmaması, art niyetli kişilerin veya öfke kontrolü olmayan öğrencilerin okula silah sokmasını çocuk oyuncağı haline getirmiştir. Bu yangını söndürmek için pansuman tedbirler değil, radikal değişimler şarttır: Okullar, İŞKUR’un geçici işçilerine veya okul aile birliğinin insafına bırakılmamalı; her okulda profesyonel, sertifikalı ve kadrolu güvenlik personeli görevlendirilmelidir. Her okul girişine metal dedektörleri kurulmalı ve ziyaretçi/öğrenci girişleri sıkı bir dijital kayıt sistemine tabi tutulmalıdır. Bireysel silahlanmaya karşı ağır yaptırımlar getirilmelidir. Maraş örneğinde olduğu gibi, silahın muhafazasında ihmali olan ebeveynler, işlenen suçun ortağı sayılarak en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Rehberlik servisleri sadece kağıt üzerinde kalmamalı; saldırganlık eğilimi olan, akran zorbalığına uğrayan veya suça meyilli çocuklar erken aşamada tespit edilip rehabilite edilmelidir. Eğitim, güvenliğin bittiği yerde başlar. Eğer biz çocuklarımızı sınıflarında koruyamıyorsak, onlara verdiğimiz hiçbir dersin, hiçbir sınavın anlamı kalmamıştır. Okul kapısı, şiddetin değil, huzurun sınırı olmalıdır.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.