27 Nisan 2026 - Pazartesi
YOL ÜSTÜNDEKİ SOYGUN: DUR DİYEN YOK MU?
Merhaba değerli okuyucularım,
Yazar - BURHAN PARILDAR
Okuma Süresi: 3 dk.
116 okunma

BURHAN PARILDAR
gztburhan@gmail.com -
YOL ÜSTÜNDEKİ SOYGUN: DUR DİYEN YOK MU?
Merhaba değerli okuyucularım,
Günümüzde hayat pahalılığı artık sadece bir ekonomik mesele değil; adeta günlük yaşamın her anında hissedilen bir baskıya dönüşmüş durumda. Zamlar almış başını gidiyor, fırsatçılık ise neredeyse sistemin bir parçası haline gelmiş gibi. Çarşıda, pazarda en azından bir nebze denetim var. Zabıtalar dolaşıyor, kurumlar görünür oluyor. Peki ya gözden uzak olanlar?
Asıl mesele tam da burada başlıyor.
Şehirler arası yolculuk yapan milyonlarca insanın uğradığı yol üstü tesisler… Denetimin en zayıf, fırsatçılığın ise en güçlü olduğu yerler. Yolcular, mecburiyetin pençesinde. Alternatif yok, rekabet yok, insaf ise neredeyse hiç yok.
Bir bardak ayranın 100 TL olduğu, küçük bir suyun bile lüks muamelesi gördüğü bir düzen normal olabilir mi? Üstelik verilen hizmete baktığınızda ne kalite var ne de doyuruculuk. Porsiyonlar küçücük, fiyatlar ise dudak uçuklatıyor. İnsanlar karnını doyurmak için değil, adeta “idare etmek” için para ödüyor.
Şimdi soruyorum: Bu yolcular kim? Büyük holding sahipleri mi? Hayır. Büyük çoğunluğu öğrenciler, işçiler, asgari ücretle geçinmeye çalışan vatandaşlar. Yani zaten ekonomik olarak zorlanan kesim. Bu insanlara yolculuk esnasında bir darbe de bu tesislerde vuruluyor.
Peki denetim neden yok?
Her ilin kendi sınırları içinde bu tesisleri kontrol etmesi bu kadar zor mu? Haksız kazanç elde eden, vatandaşı adeta mecburiyetten faydalanarak sömüren bu düzen daha ne kadar sürecek? Yıllardır herkes bu durumdan şikayetçi. Ama sonuç? Sessizlik…
Yetkililere açıkça soruyorum:
Bu düzen böyle devam mı edecek?Vatandaşın cebine uzanan bu görünmez el hiç mi durdurulmayacak?Yol üstünde yaşanan bu “küçük soygunlar” görmezden gelinmeye devam mı edilecek?
Unutulmamalıdır ki denetim sadece şehir merkezlerinde değil, gözden uzak noktalarda da yapılmalıdır. Çünkü asıl mağduriyet çoğu zaman orada yaşanır.
Sessizlik çözüm değildir. Aksine, sorunun büyümesine neden olur.
Artık birilerinin “dur” demesi gerekiyor. Hem de gecikmeden…
Yorumlar (0)