20 Ağustos 2026 - Perşembe

O SAVAŞLARI SADECE KILIÇLAR DEĞİL, O BÜYÜK KONSENSÜS KAZANDI

Kardeşlik Lüks Değil, Mecburiyet

Yazar - KARAGEÇİLİ İBRAHİM YILDIZ
Okuma Süresi: 4 dk.
24 okunma
KARAGEÇİLİ İBRAHİM YILDIZ

KARAGEÇİLİ İBRAHİM YILDIZ

mykaragecili@gmail.com - +90 542 785 60 00
Google News
O SAVAŞLARI SADECE KILIÇLAR DEĞİL, O BÜYÜK KONSENSÜS KAZANDI Kardeşlik Lüks Değil, Mecburiyet ​ ​Bakın, biz tarihi genelde kahramanlar üzerinden okumayı severiz. Doğrudur, kahramanlar tarihin akışını değiştirir. Ama hiçbir kahraman arkasında bir halk konsensüsü olmadan tek başına bir coğrafyanın kaderini tayin edemez. ​1071 Malazgirt: Anadolu'nun Anahtarı Tek Bir Cebimizde Değildi ​Herkes zanneder ki Alparslan Malazgirt Ovası’na sadece Orta Asya’dan getirdiği atlılarla girdi. Yok öyle bir şey! Açın dönemin Bizans kaynaklarını, açın Süryani kroniklerini okuyun. Romanos Diogenes’in devasa ordusunun karşısına dikilen Selçuklu ordusunun sağ ve sol kanatlarında kimler vardı? Mervani Kürt beyliklerinin binlerce sipahisi, bölgenin yerel unsurları vardı. ​Anadolu’nun kapısı bir "ırkın" kas gücüyle değil, bu topraklarda yaşayanların "Biz burada birlikte var olacağız" iradesiyle açıldı. O kapı bir kere açıldı ve o anahtar bir daha kimsenin elinden alınamadı. ​1514 Çaldıran: Zekanın ve Gönül İttifakının Zaferi ​Gelelim Çaldıran’a... Yavuz Sultan Selim, tarihin gördüğü en sert, en rasyonel liderlerden biridir. Batı’ya yürümeden önce Doğu’daki sınır güvenliğini sağlamak zorundaydı. Peki, ne yaptı? Sadece kılıç çekip orduyu mu sürdü? ​Hayırsız trollerin tarih bilmezliği burada patlıyor işte. Yavuz, dönemin en büyük alimi İdris-i Bitlisi’yi yanına aldı. Doğu’daki 25’ten fazla Kürt beyiyle masaya oturdu. "Sizin hukukunuz benim hukukumdur, bu coğrafyayı birlikte tutacağız" dedi. Çaldıran’da kazanılan zafer, bir askeri taktikten ziyade, Türk ve Kürt aklının yüzlerce yıl sürecek o büyük siyasi sözleşmesiydi. ​Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı: Ayrı Şehirlerin Yan Yana Yatan Evlatları ​Ve Çanakkale... Metrekareye binlerce merminin düştüğü o cehennem. ​Çanakkale’ye gidip o şehitlikleri gezmeyenler bugün rahatça ırkçılık yapabiliyor. Gidin bakın o taşlara! Diyarbakırlı Mehmet ile Edirneli Hasan, Vanlı Ahmet ile Burbalı Ali yan yana yatıyor. O adamlar siperde birbirine "Senin etnik kökenin ne, hangi mezheptensin?" diye sormadı. "Yurduma düşman girmesin" diye aynı tasa kaşık salladı, aynı toprağa kanını döktü. ​Kurtuluş Savaşı başlayıp Mustafa Kemal Paşa Ankara’da Meclis’i topladığında, o Meclis’in adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi"ydi. Doğu’daki Fransız ve Ermeni işgaline karşı direnirken aşiretlerin, milis kuvvetlerin Ankara’dan gelen tek bir telgrafla nasıl kenetlendiğini Meclis tutanakları yazar. ​Gelelim Günümüzün Acı Gerçeğine... ​Biz bu toprakları Malazgirt’te akılla, Çaldıran’da ittifakla, Çanakkale’de kanla kazandık. ​Şimdi soruyorum size: Sosyal medyada klavye arkasına saklanıp ona buna nifak tohumu ekenler, bin yıllık bu ortak hafızayı üç beş tık uğruna satmaya çalışanlar kimin hesabına çalışıyor? ​Tarih bize şunu net olarak gösteriyor: Biz ne zaman birleştiysek imparatorluklar kurduk, coğrafyayı yönettik. Ne zaman birbirimizin boğazına sarıldıysak, elin oğlu gelip haritamızı çizmeye kalktı. ​Bugün önümüzde kılıçlı, kalkanlı savaşlar yok. Önümüzde ekonomi savaşı var, teknoloji savaşı var, genç çalımımızı koruma savaşı var. Malazgirt’teki o ortak aklı, Çanakkale’deki o ortak ruhu bugün teknolojiye, üretime ve toplumsal barışa yansıtmak zorundayız. ​Birbirimizle kavga ederek kaybedecek tek bir karış toprağımız da, harcayacak tek bir evladımız da yok! Çünkü bu ülke ne sadece benim, ne sadece senin. Bu ülke hepimizin. Ve açık söyleyeyim, başka bir yedeği de yok.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.