29 Ağustos 2026 - Cumartesi
Sermayeye Özgürlük, Vatandaşa Soygun!
Gün geçmiyor ki vatandaş markete, pazara adım attığında soyuluyormuş hissiyatıyla baş başa kalmasın. Etiketler günlük değişiyor,
Yazar - KARAGEÇİLİ İBRAHİM YILDIZ
Okuma Süresi: 3 dk.
15 okunma

KARAGEÇİLİ İBRAHİM YILDIZ
mykaragecili@gmail.com - +90 542 785 60 00
Sermayeye Özgürlük, Vatandaşa Soygun!
Gün geçmiyor ki vatandaş markete, pazara adım attığında soyuluyormuş hissiyatıyla baş başa kalmasın. Etiketler günlük değişiyor, aynı ürün iki sokak ötede iki katı fiyata satılıyor, kiralardan temel gıdaya kadar her alanda amansız bir fırsatçılık hüküm sürüyor.
Bu ülkede Anayasa sadece binaların girişine yazılan bir süs müdür, yoksa vatandaşın hakkını ve hukukunu koruyan bir toplum sözleşmesi mi?
Ortada apaçık ve kaçılamaz bir hukuk gerçeği var. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 172. maddesi gayet açık ve nettir: "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır..." Yine Anayasa’nın devlete yüklediği en temel görev; kamu düzenini, sosyal adaleti ve ekonomik güvenliği sağlamaktır.
"Serbest piyasa" kavramı, orman kanunlarının geçerli olduğu, gücü yetenin vatandaşın cebine el uzattığı, kuralsız ve sahipsiz bir düzen anlamına gelmez. Dünyanın her medeni ülkesinde serbest piyasa, devletin sıkı denetimi ve kurallarıyla işler. Bizde ise "serbestlik" fahiş fiyata, "piyasa" ise denetimsizliğe dönüşmüş durumda.
Şimdi açıkça ve muhataplarına soruyorum:
Anayasa’nın devlete açıkça yüklediği "tüketiciyi koruma" görevi ne zaman kâğıt üstünden sahaya inecek?
Fahiş fiyat artışlarına ve kuralsızlığa karşı yapılan idari denetimler neden caydırıcı bir güce ulaşmıyor?
Vatandaşın alım gücü göz göre göre erirken, piyasadaki bu başıboşluğu "piyasa koşulları" diyerek izlemek Anayasal görevi ihmal etmek değil midir?
Kusura bakmayın ama kimse bu milleti saf yerine koymaya kalkmasın. Tüketicinin korunması ve kamu düzeninin tesisi yetkililerin keyfine, takdirine kalmış bir tercih değil; doğrudan Anayasal bir zorunluluktur. Eğer vatandaş her alışverişte kandırılma korkusu yaşıyor ve karşısında etkin bir denetim iradesi göremiyorsa, orada çok net bir yönetim zafiyeti var demektir.
Biz sormaya, Anayasa’nın vatandaşa tanıdığı hakları hatırlatmaya ve bu denetimsizliği teşhir etmeye devam edeceğiz.
Gerisi yetkililerin takdirine değil, doğrudan Anayasal sorumluluğuna kalmış.
Yorumlar (0)